Ana sayfa Özgeçmiş Arapça Öğreniyorum Arapça Alıştırmalar İletişim

 
 

  Ana sayfa > Türkçe Makale ve Araştırmalar > Ebu 'Aali el-Kali






 
 

 

 

ARAPÇA HARFLERİ

VE

EBU 'ALİ el-KALİ, SAHİB İBN 'ABBAD VE AHMED İBN FARİS'İN

LÜGAT ÇALIŞMALARINDA UYGULADIKLARI METODLAR

الحروف العربيّة

والمنهج التي اتبعه أبو علي القالي وصاحب بن عبّاد وأحمد بن فارس في اللّغة

 

Nizameddin IBRAHIMOĞLU

Hitit Üniversitesi -Arapça okutmanı

 

GİRİŞ

مقدمة

 

Arap dilcileri sözlük yazmaya başlamadan önce, harflerin anlaşılması ve yazıların daha iyi okunması için bir dizi ıslahlar ve değişikler yaptılar. Özellikle Kuran’ı Kerimin yazılarının yanlış okunmasından sonra yapılmıştır. Harflere nokta ve harekeler verilmiştir; sonra da Ebcet harfleri alfabetik harfler ile değiştirilmiş ve sözlükler de buna göre yazılmaya başlanmıştır.

Arap dilinde sözlük çalışmaları ise bugünkü anlamda yok denecek kadar azdır.

Ancak, Abbasi devrinden sonra telif edilmeye başlanmıştır. Geç başlama sebeplerinden bazıları: Arapların ilkel toplum olmaları, okur-yazar olmamaları, savaşçı ve göçebe olmaları ve kendi dillerini çok iyi bilmeleridir.

         Araplardan önce Asurlu1ar, Çinliler ve Yunanlılar çeşitli sözlük çalışmaları yapmışlardır. Araplar, Kur‘an-ı Kerim’i yanlış anlama ve yanlış telaffuzdan korumak,

Arap diline yabancı kelimelerin girmesini engellemek ve âlimlerin ölümüyle, meydana gelen bilgi birikimini korumak amacıyla sözlük yazmayı bir zorunluluk olarak görmüşlerdir. Abbasi1er'den önce bazı çalışmalar olmuş ancak bu sadece anlamları açıklamak şeklinde olmuştur. İbn Abbas ve Aban b. Taglib b. Rabah Garibu 'I-Kur 'an adlı eserlerinde anlam üzerinde durmuşlardır.[1]

      Günümüze kadar çoğunluğunu yabancıların yazdığı yaklaşık otuz beş civarında sözlük telif edilmiştir. Bun1ann ürerinde çok az sayıda çalışma yapılmıştır.

 

KURAN YAZISINDA HAREKE ve NOKTALARIN İLAVE EDİLME SEBEBİ

أسباب إضافة الحركات والنقاط في كتابة القرآن الكريم

 

Baştan yazı noktasız ve harekesizdi. Kur'an böyle yazılıyordu. Böyle noktasız ve harekesiz Mushaflar yazılmıştır. Bu yazının okunması güç olmakla beraber bazı iyi cihetleri de vardı. Meselâ: Peygamberden işitilen kıraatlerin okunuşuna müsaittir. Bir kelimede muhtelif kıraatler toplanabiliyordu veya kelimenin müsaadesi nikbetinde kıraat ediliyordu. Yedi kıraatin hepsi Mushaf’ı Osman'ın resmine, yazısına uygundur. Kıraate de zaten bu şarttır. Misal verelim:  وما ربك بغافل عما يعملونII: 123 âyet, noktasız olduğundan  يعملون ـ تعملونda okunur, her iki kıraate de müsaittir. 19:  فنادها من تحتها34 âyet, harekesiz olduğundan "مَنْ ـ مِنْ " = min, men diye her iki türlü kıraate de elverişlidir. İslâmiyet etrafa yayılınca Arap olmayan unsurlar da Müslüman olmuşlardı. Bunlar noktasız ve harekesiz Kuran'ı okumakta herkes gibi güçlük çekiyordu. Lahne ve hataya düşüyordu. Bu güçlüğü gidermek, hataları önlemek için hareke ve nokta koyma çaresine başvurulmuştur. Bu iş başlıca üç safha geçirmiştir:

1-Kelime sonlarında nokta şeklinde harekeler konması,

2- Birbirine benzeyen harfleri ayırt etmek için harflerin noktalanması,

3-Bugünkü şekildeki harekelerin konulması.

Bunları birer birer izah edelim:

1-Muaviye'nin Hilâfeti devrindeyiz. A'rabînin birisi:

 واعلموا ان الله بريء من المشركين ورسوله"Va'lemû ennallahe beriün minel-Müşrikîne ve Resulihi" diye okuyor. Bu okunuşa göre mâna çok bozuk oluyor. Bu gibi i'rap hatalarını önlemek için Irak Valisi olan Ziyad ibni Ebih, devrinin âlimi Ebül-Esved Duelî'ye (H. 69/M. 688) emrediyor. Buradaki hata i'rap hatası olduğundan kelimelerin sonlarının doğru okunup i'rap verilmesini sağlayacak işaretler koymasını söylüyor. Ebül-Esved de kelimelerin sonlarına nokta şeklindeki harekeleri koymaya başlıyor. Üstün için harfin üzerine bir nokta, ötre için harfin içine veya önüne bir nokta, esre için harfin altına bir nokta koyuyor.

Tenvin için iki nokta koyuyor ve bu işi şöyle yapıyor: Kâtibine diyor ki: ''Ağzımı açtığım zaman harfin üstüne bir nokta koy, ağzımı topladığım vakit harfin içine bir nokta koy, esre okuduğum zaman harfin altına bir nokta koy!" O zaman bugünkü ıstılahlar henüz olmadığından böyle basit tâbirlerle, basit bir yolda harekeleme işini yaptı.

Tenvin için iki nokta koydu. Sonraları bu tarz, noktayla harekeler kelimenin bütün harflerine teşmil olundu. Ancak bunlar Mushaf’ın yazılmış olduğu mürekkebin rengine uymayan bir renk ile yapılıyordu.

Bu usul Mağripte ve Endülüs’te Dördüncü asrın ortalarına kadar devam etmiştir. Şarkta Halil ibni Ahmed'in harekeleri yayıldığı halde onlar bu tarzı bırakmadılar. Böyle kelimelerin sonları veya bütün harfleri nokta ile harekelenmiş Mushafları görüyoruz. Bazen bu noktalar küçük bir daire şeklini almıştır (o). Bilhassa harflerin noktalanmasından sonra hareke noktalarıyla harf noktaları birbirine karışmasın diye daire şeklindeki hareke noktaları behemehâl lâzımdı. Baştan harflerde nokta olmadığından bu iltibas yoktu. Ayrı renkte olmak, işi halledemiyordu. Hareke noktaları asıl yazıdan sanılmasın için harflere mahsus ve ekseriya siyah olan noktalardan ayrılmak üzere Mushaflarda ayrı renkte konurdu. En eski Mushaflarda kırmızı, sonraları sarı, yeşil ve nadiren mavi renkle yazılırdı. Nokta yerine konulan küçük daireler de böyledir. Dinî olmayan eserlerde ise bu harekeler hiç kullanılmaz.

2- İkinci merhale: Harfler birbirine benzediğinden yine iltibasa düşülüyordu. Hattâ bu yüzden hatalara düşüldüğü söyleniyor. Onun için birbirine benzeyen harfleri ayırt etmek için Haccac zamanında (H. 41–95/M.661–713), Nasr bini Âsim (H. 89/M. 707) ve Yahya bini Ya'mer (H. 129/M. 746) harflere nokta koyma işini başardılar. Harf noktaları aynı renkte yâni siyahîydiler. Hareke noktaları ise başka renkteydi.[2]

 

ARAP HARFLERİNİN ISLAHI VE DEĞİŞTİRİLMESİ

إصلاح الحروف العربية وتغييرها

 

Arap alfabesindeki her harfin rakamsal bir değerinin olduğu sistemin adı ise “ebced”dir. Ebced aynı zamanda Arap alfabesinin ilk tertibidir. Ebced, aslında Arap harflerinin kolaylıkla hatırda tutulmasını sağlamak için eski dönemlerde geliştirilmiş bir formül olup, gerçekte bir anlamı olmayan kelimelerin ilki “ebced” şeklinde okunduğu için bu adla anılmıştır. Bu formülde yer alan kelimeler şunlardır: Ebced (elif, be, cim, dal); hevvez (he, vav, ze); hutti (ha, tı, ya); kelemen (kaf, lam, mim, nun); sa’fes (sin, ayn, fe, sad); karaşet (gaf, ra, şın, te); sehaz (se, ha, zel); dazağ (dad, zı, gayın). Ebced sisteminin İbranice ve Aramice’nin etkisiyle Nabatice’den Arapça’ya geçtiği bilinmektedir. Arap alfabesindeki harflerin sayısal karşılığının İbranice ve Aramice’nin harfleriyle aynı değerde olması, bu bilgiyi güçlendirmektedir. [3]

 

 

أ

ب

ج

د

هـ

و

ز

ح

ط

ي

ك

ل

م

ن

س

ع

ف

ص

ق

ر

ش

ت

ث

خ

ذ

ض

ظ

غ

 

Yukarıdaki harfler Hareke ve noktalar konarak ıslah ediliyor ve Ebcet harfleri aşağıdaki alfabetik harfler ile değiştirilmiştir. Nasr b. Âsim el-Ley’sinin bulduğu alfabetik sıralaması ve el-Ferahidi'nin de kullandığı alfabetik harflerdir. Hala günümüzde kullanılan alfabetiklerdir:

 

أ

ب

ت

ث

ج

ح

خ

د

ذ

ر

ز

س

ش

ص

ض

ط

ظ

ع

غ

ف

ق

ك

ل

م

ن

هـ

و

ي

 

MU'CEM'İN TANIMI

تعريف المعجم

Mu’cem veya Kamus dilin birçok müfredatını kapsayan ve anlamlarını açıklayan bir sözlüktür. Mu’cem de maddeler özel bir tertiple yapılır. Bu da ye alfabetik harf1erle yâda konularla olur. Mükemmel bir söz1üğün dildeki tüm kelimeleri kapsaması, bunun yanı sıra anlamlarını, köklerini ve nasıl telaffuz edildiğini ve bunların nasıl kullanıldığını Örneklerle açıklaması gerekir.

 

         Arap dilinde ('acem kelimesi), el- 'ucum ve el- 'acem kelimeleri el-urub ve el-­'arab’ın zıddıdır. el. 'Ucum veya el. 'Acemi kelimeleri-Arap asıllı da olsa- fasih konuşmayan veya konuşması açık olmayana denir. Her hmıgİ bir eser kelimelerin birbiri ile zor anlamlan ve açık olmayanları kolaylaştırırsa (zorluğunu giderirse) ona  el.Mu"cem denir.

      Kamus kelimesi ise, deniz veya büyük deniz (okyanus) anlamlarına gelir. Bir kısım eski dil âlimleri dil müfredatlarını toplamaya çalışmışlar, telif ettikleri eserlerine deniz isimleri veya denizin niteleyen isimlerden birini ad olarak kullanmışlardır. Örneğin, Sahib b. Abbad (ö.385) Mu'cemine el-Muhit; İbn Side (ö.517) el-Muhkem ve 'l-Muhit el-A 'zam, Firuzabadi de (ö.818) el-Kamus; el-Muhit isimlerini vermişlerdir.[4]

 

 

ARAP DİLİNDE KELİME TOPLAMANIN KATETTİĞİ MERHALELER

المراحل التي قطعت اللّغة العربية في جمع الكلمات

 

1- Rastgele toplama merhalesi: Bir âlim, mesela yağmur veya kılıçla ilgili kelimeleri araştırmak üzere bedevilere başvururdu. Diğer bir âlim ekin veya bitki için, bir başkası ise gençliği veya yaşlılığı, araştırmak için bedevilerden yardım alırdı. Sema' yolu dışında burada dili (dil kelimelerini) toplama yönteminin düzensiz olduğu görülüyor.

2- İkinci merhale: Tek bir konu ile ilgili kelimeler tek bir kitap toplanmıştır. Bu merhalede birçok kitaplar yazılmıştır. Bu kitaplar konularına göre sınıflandırılmıştır. Örneğin: Yağmur kitabı, süt kitabı, hurma, üzüm, deve, at, vahşiler kitabı gibi.

3- üçüncü merhale: kelime araştırmacılarına kolaylık sağlamak amacıyla özel bir tarzla tertip edilmiş sözlükler yazılmaya başlanmıştır. Bu sözlüğün ilk kurucusu olan el-Halil b. Ahmed el-Ferahidi'dir. Kitabu’ 'l-Ayn adlı meşhur lugatın yazarıdır. Asırdan günümüze kadar uzanan en iyi sözlüklerden biridir. Uyguladığı metodlar çok büyük yararlar sağlamıştır. Alfabetik lugatçılık alanında te'lif edilen ilk eserdir. İşlediğim üç lugatçı da sözlüklerinde el-'ayn metodlarından çok etkilenmişlerdir.[5]

 

EBU ALİ el-KALİ (Ö.356/966)

اللّغوي أبو علي القالي

 

      Endülüs'te Arap filolojisinin kurucusu olan Ebu Ali İsmail b. el-Kasım el-Kali el-Lugavi Diyarbakır'da.288 yılında dünyaya gelmiş ve h. 356 yılında Kurtuba'da vefat etmiştir. Hocaları ibn Dureyd, , Îbnu'l -Enbari, Naftiveyh ve îbn Derestiveyh'tir. Önemli eserlerinden bazıları şunlardır: en-Nevadir, Kitabu'l-Maksur ve'1-Memdud, el-Emali, el-Bari Kitabu'1-İbil, Kitabu Fe'altu ve Ef altu' dur.[6]

 

Kitabu'l-Bari'

كتاب البارع

 

      339/950'de başlamış olduğu sözlüğünü bir dostunun yardımı ile bitirmiş ise de temize çekmeden gözlerini hayata yummuştur. Sevenlerinin gayreti ile Kitabu'l-Hemze, Kitabu'1-Bari ve Kitabul-'Ayn kısmı yeniden düzenlenmiştir. el-Kali, eserini yazarken bir taraftan alfabetik sırayı, diğer taraftan Kitabu’1-Ayn 'daki el-Halil'in metodunu uygulamıştır. el-Bari’,Halil’in el-'Ayn adlı eserinin çok güzel bir özeti olduğunu söyleyebiliriz. Çoğu zaman kelimeyi işlerken kimden aldığını belirtmiştir.[7]

 Bu özelliklerinin dışında el-Bari’, kelimeleri tasnif ve lahn'dan korumak için okunuşlarını bazen yazıyla, bazen meşhur bir vezinle veya her ikisiyle birlikte tespit etmiştir.[8] Beşbin sayfa ve yüzaltmış bölümlü bir eser olan eh-Bari’, benzerlerinden çok geniş tutulmuştur. Endülüs'te yazılan ve ilk sözlüğü kabul edilen bu eserin ne yazık ki tam metni bir arada mevcut değildir. Söz konusu eserin iki nüshası vardır. Birincisi, ingiltere müzesinde, ikincisi ise, Paris Halk Kitaplığında iki parça halinde, tıpkıbasımı 1933 yılında Volton tarafından Londra'da yayınlanmıştır.[9] Bir de el-Kali'nin talebesi Muhammed el-Fihri tararından Cevami 'u’l -Kitabi 1-Bari' adlı bir tekmile, Vezir Ebu Mervan Abdulmelik b. Sirac tarafından da bir haşiye yazılmıştır. Haşim et-Ta'an tarafından da 1974 yılında Bağdad'ta yayınlanmıştır.[10]

 

Sözlükte Kullandığı Metod

المنهج الذي اتّبعه في تأليف المعجم

 

1- Harfleri mahreçlere göre hazırlanmıştır. el-Halil’in ve Sibeveyh'in eserlerinden yararlanmakla birlikte, kendine göre farklı bir tertibe göre hazırlamıştır:[11]

 

هـ خ ع ج غ

ق ك

ض ج ش

ل ر ن

ط و ت

ص ز س

ظ ذ ث

ف ب م

و ا ي

الهمزة

 

2- el-Halil'in uyguladığı Kalb sistemini aynen uygulamış ancak, kelimelerin yapı bakımından tarifinde el-Halil'den farklı davranmıştır.[12] (Sülaside iki illetli harf kullanmıştır.)

 

عكب

عبك

كعب

كبع

بعك

بكع

 

3- Babları sünai, sülasi, rubai ve humasi olmak üzere dörde ayırmıştır. Ancak el-Kali'ye göre sülasi mu'tel kelimeler el-Halil'de olduğu gibi sadece bir tek illet harfi ihtiva eden kelimeler olmayıp aksine her iki türü ile lefif kelimelerde sülasi mu'tel kelimeler içindedir.[13]

4- Babları kendi içinde Sünai, muhaffef, sülasi sahih ve muda'af (fe-lam), sülasi mu'tel, lefif ve rubai muda'af olarak bölümlere ayırmıştır.[14] Örnekler:

 

مع ـ قد

جعل ـ بحر

ببر ـ ددن

وعد ـ قال ـ جرى

وشى ـ شوى

زلزل ـ دحرج

سفرجل

 

5- el -          Halil’ de olduğu gibi illet harflerine hemzeyi de eklemiştir. Bunları karışık ve birbirinden ayırt edilemeyecek şekilde kullanmıştır. Bu karışıklık sadece lefif bölümünde değil diğer bölümlerde de görülmektedir.[15]

6- Eser harflerin sayısı kadar bölümlere ayrılmış, her kısım veya harf Kitabu 'l‘Ayn, Kitabu 'I-Ha, vb. şekilde adlandırılmıştır.

  

es-SAHiB b. ABBAD (ö.385/995)

اللّغوي صاحب بن عبّاد

 

es-Sahib Ebu'l-Kasım İsmail b. Abbad b. el-Abbas b. Ahmed b. İdris el­Talakani el-İsbahani, h. 326 yılında İsbahan'da doğmuştur. Buveyhiler'in veziri İbn Amid'e kâtiplik yapmış o vefat ettikten sonra da vezirliğe atanmıştır. es-Sahib lakabı ona İbn Amid ile olan yakın dostluğundan dolayı verilmiştir. h. 385 yılında doğduğu yerde vefat etmiştir. Hocaları: Ahmed b. Faris, Ebu’l-Fadl b. el-Amid, Ebubekir el-­Kamil, Ebubekir b. Maksem ve es-Sirafi'dir.[16]

 

Te'llf ettiği eserler

مؤلفاته

 

a) Lugatla ilgili olanlar: Cevheratu'l-Cemhera, el-Fark beynez-Zad ve'z-Za, Kitabu'l-Hicr, el-Muhit fi'l-Luga.

b) Diğerleri: el-Kafi fi'r-resail, el-A'yad ve Fadaili Nevruz, el-İmame, el­

Vizara', Divan el-Fusu! el-Edebiyye.[17]

 

 

Sözlükte Kullandığı metod

المنهج الذي اتّبعه في تأليف المعجم

 

1- Sözlüğünde el- Halil'de olduğu gibi kelimelerin harflerini mahreçlere göre tertip etmiştir.

 

ع ، ح ، هـ ، خ ، غ

ق، ك

ج ، ش ، ض

ص، س ، ز

ط، د، ت

ظ، ث ، ذ

و، ل،ن

ف،ب، م

و،ي

الهمزة

            

2- el-Halil'in kalb sistemini de aynen kullanmıştır. Bu maddeleri tek bölüm içinde görebiliriz. Mesela Ayn bölümünde:

 

Tek bölüm altında toplanmıştır.

عبد

عدب

دبع

دعب

بعد

بدع

 

Kalp sisteminde (واغد ـ قعود) bu kelimelerin anlamlarını araştırdığımızda, önce bu kelimeleri aslına çevirmemiz gerekir. (وغد ـ قعد ) (وغد ) kelimesini bulmak için gayn bölümünü aramamız gerekir. Çünkü gayn  (غ) harfi vav (و ) ve dal (د) harflerinden önce gelmiştir. (قعد) kelimesinde ise dal bölümüne bakmamız gerekir. Çünkü kaf (ك ) ve ayn (ع ) kelimesi alfabetik sisteme göre sonra gelmektedir.

مدّ

جعل

وعد

قام

شوى

دحرج

سفرجل

 

3- Kelimelerin bablarını da el-Halil'in metoduna göre tertip etmiştir. Sünai muda'aftan başlayarak, sülasi sahih ve muda'af, sülasi mu'tel, le.fif: rubai ve humasi bablara kadar gelmiştir.

4- Eserde çok az şiir şevahidi kullanmıştır.

5- Sözlükte maddeler, birçok kelimelerle açıklanmıştır.[18]

6- Malzemenin derlendiği veya nakledildiği kaynakların belirtilmeyişi ile de farklılık kazanmıştır.

7- Eserin Muhammed Hasan el- Yasin tarafından 1975 yılında bir cildi yayın1anmıştır.[19]

8-Burada da eser, harflerin sayısı kadar alfabetik bölümlere göre ayrılmıştır.

 

AHMED B. FARİS (ö. 385)

اللّغوي أحمد بن فارس

 

Ebu'l-Hüseyin Ahmed b. Faris b. Zekeriyya el-Kazvini er-Razi, el-Maliki, h.329'da Kazvini'de doğmuştur. Hemedan'da bir süre kalmıştır. Daha sonra Rey şehrine gitmiş ve orada vefat etmiştir. Tanınmış büyük bir dilci ve edebiyatçıdır.

Ders gördüğü hocalarındanالأساتذة التي أخذ منهم الدروس : es-Sahib b. Abbad, el-Halil b. Ahmed, ey-Asmai ve İbn Dureyd'dir.

Eserlerinden bazıları şunlardır : بعض مؤلفاته el-Mucmel fi'l-luga, Mu'cemu Makayisi 'l-luga, Fıkhu 'I-Luga, Garibu İ 'rabi 'I-Kur 'an, el-Ezdad, İhtilafu 'n-Nulıat, el-İtba' ve '1­ Muzavece, el-Mukaddime fi 'n-Nahv'dır. el-Mucmel fi 'l-Luga adlı eseri, Kitabu 'l­’Ayn, el-Cemlılara ,ve es-Sıhah kadar meşhurdur.[20] el-Muccmel Zuheyri Abdu1muhsin Sultan tarafından tahkik edilerek iki cilt halinde 1982 yılında Beyrut'ta neşredilmiştir. 1986 yılında yine Beyrut'ta ikinci baskısı yapılmıştır. Mu 'cernu Makayisi 'l-Luga, Abdusselam Muhammed Harun tarafından tahkik edilerek 1949 ve 1969 yılında altı cilt halinde iki kez Kahire'de neşredilmiştir.[21]

 

Sözlükte Kullandığı Metodlar

المنهج الذي اتّبعه في تأليف المعجم

 

Müellif öncelikle el-Mucmel fi 'l-Luga adlı sözlüğü daha sonra da Mu 'cernu Mekayisi 'l-Luga adlı sözlüğünü kaleme almıştır. Sözlüklerde yazar kendisine has bir metod kullanmıştır. Bu metod ne kendisinden önce ne de sonra uygulanmıştır.[22]

1- Kelimelerin ilk hart1eri esas alınarak tertip edilmiştir. Önce lugat maddelerini bölümlere ayırmıştır. Önce bir harfe kitab demiş, hemze ( أ) ile başlayan kitabIar Ye (ي ) kitabı ile sona ermiştir.

2- Her bölümü sünai muda' af, sülasi asıllılar illetli ve sahih fiilleri ayırt etmeksizin ve üçten fazla asli harfe sahip olanlar rubai ve humasi de dâhil olmak üzere üçe ayırmıştır.

         3- İlk iki bölümde (sünai, süasi) tertip esnasında kelimelerin sadece ilk harflerini ve bu harfi takip eden harfleri alfabetik sıraya göre esas almaktadır. Mesela, ( ث ) bölümünde ( ث ) ve ( ج) ile başlar ve alfabetik olarak bu sırayı sonuna kadar takip edip sonra bu bölümün sonunda (ث ) ve  (أ ), (ث ) ve (ب ), )  ( ثve (ت ) ile başlayan kelimelere geçer. Sonra Hemze (أ ) ve Be (ب )’ye dönüp yeniden yazmaya başlar. Sünai muda'af ve sülasiden (ج ) örnekleri:[23]

 

 جح ـ جخ ـ جد ـ جذ ـ جر ـ جز ـ جس ـ جش ـ حس ـ حض ـ حظ ـ جع ـ جف ـ جل ـ جم ـ جن ـ جه ـ حو ـ جا ـ جب ـ جث ـ جرز ـ جرس ـ جرش ـ جرض ـ جرع ـ جرف ـ جرل ـ جرم ـ جرن ـ جرة ـ جرو ـ  جرى ـ جرب ـ جرح ـ جرج ـ جرد ـ جرذ .

 

4- îbn Faris, çağdaşı olan el-Cevheri gibi yalnız doğru olduğuna kanaat
getirdiği kelimeleri almış, tereddüt ettiği kelimeleri ise bırakmışta.[24]

5- Kalb sistemini kullanmamıştır. Bu sistemi kullanmaması birçok müellifi
sözlük yazmaya teşvik etmiş ve onun metodunu kullanmışlardır.

6- Kitabu’ 7- 'Âyn gibi harflerin sayısı kadar bölümlere ayrılmıştır.

7- Sadece doğru kelimeleri kullanmıştır. Bu konudaki gayreti çalışmalarında
açıkça görülmektedir.

8- Kelimelerin köklerine göre düzenleme yapmıştır.

9- Babların kökleri üçten fazla olanlarını tertip etmemiştir.

10- (Makayıs) ölçüt fikri zihnine ve kitabına o derece hâkim idi ki, bu sebeple
kitabını Makayıs diye isimlendirdi. Her ne kadar bu düşünce sadece iki harfli
muda'af ve üç harfli lafızlarda uygulanmamışsa da onun üçden fazla harfli kelimeler için başka bir metod kullandığı görülmüştür. Ayrıca burada en çok kullandığı kelimeler menhuttur.

Naht veya menhut kelimelerinin anlamı, iki kelimeyi alıp bir araya getirerek yeni bir kelime ortaya koymaktır.[25]

 

 

Sözlükte Uyguladığı Diğer Hususlar

المميزات الأخرى الذي اتّبعه في تأليف المعجم

 

1- Harfleri mahreçlerine göre tertip etmiştir.

2- el-Mucmel sözlüğünde kendi itirafı ile şu dilcilerden etkilenmiştir; el-Halil

b. Ahmed, el-Esmai, Ebu Ubeyde, Ebu Amr eş-Şeybam, Ibn Dureyd. Mu'cmnu
Makayisi’Luga'da ise: el-Halil’in el-Âyn, tbn Dureyd'in el-Cemhara, İbn Sikkit'in
İslahu’1-Mantık ve Ebu Ubeyd'in Garibu’1-Hadis ve el—Garibu’l Musannaf adlı
eserlerinden yararlanmıştır.

3- el-Mucmel sözlüğünde madde derleme, tertip ve kolaylaştırmayı amaç
edinmiştir.

4- el-Makayis’te ise, kelimenin köküne önem vermiş ve her maddeyi, birden
beşe kadar köke dayandırmıştır.

5- el-Mucmelin özelliği çok özet ile şevahitsiz dilcilerden iktibas ettiklerinin
isimlerini zikretrnemiştir. Ayrıca, konudan konuya geçmiş ve sadece doğru kelimelerle
yetinmiştir. Dolayısıyla buna okul sözlüğü diyebiliriz.

6- el-Makayis ise, çok fazla kelime ihtiva etmektedir. Genel olarak tüm kabilelerin lehçelerini özellikle de Yemen Lehçesini ele almıştır. Metod yönünden en iyi sözlük denebilir.

7- el-Makayis, Mecazi terimlere önem vermiş ve dikkati çekmiş ve terimlerin mecaz, istiare yâda teşbih mi olduklarını açıklamıştır.[26]

 

BİBLİYOGRAYA

المصادر

 

1- Ahmed b, Faris, Mu 'cemu Makayisi’l-Luga, c. I, Beyrut, 1991.

معجم مقاييس اللّغة ،أحمد بن فارس، جلد 1، بيروت، 1991م.

2- Attar, Ahmed Abdulgafur, Mukaddimetu 's-Sıhah, Beyrut, 1979.

مقدمة الصّحاح، أحمد عطار عبد الغفور، بيروت، 1979م.

3- Çöğenli, Sadi, Kenan Demirkaya, Arap Dilinde Kaynaklar, Erzurum, 1995.

سعيد جوغنلي ـ كنعان دمير قايا، المصادر في اللّغة العربية، أرضروم 1995م.

4- Emin, Ahmed, Duka 'l-İslam, c. I, Beyrut, tsh.

ضحى الإسلام، أحمد أمين، جلد 1، بيروت.

5- İbn Hallikan, Vefayatu’l-A 'yan, c. I, Beyrut, 1978.

وفيات الأعيان، إبن خلكان، جلد 1، بيروت، 1978م.

6- Muhtar, Cemal, İslam 'da Sözlük Çalışmaları, Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Derg., Sayı, 3, İstanbul, 1985.

دراسات  في المعجم الإسلامي، جمال مختار، مجلة جامعة مرمرةـ كلية الإلهيات، العدد 3، إستنبول، 1985م.

7- Nassar, Hüseyin, el-Mu 'cemu’1-Ârabi, Bağdat, 1980.

المعجم العربي، حسين النّصار، بغداد، 1980م.

8- Sahib ibn Abbad, el-Muhitfi 'l-Luga, c. XI, Beyrut, tsh.

المحيط في اللّغة، صاحب بن عبّاد، جلد 6، بيروت.

9- Yakut el-Hamevi,Mu'cemu’l Udeba, c. II, Beyrut, 1993.

معجم الأدباء، يعقوب الحمودي، جلد2، بيروت، 1993م.

10- Zirikli, Hayreddin, el-A’ lam, c. I, Beyrut, 1992.

الأعلام، زركلي، جلد 1، بيروت، 1992م.

11- Mustafa Uzun, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 10, İstanbul; Türkiye.

12- Kuranı Kerim Bilgileri, Osman KESKİOĞLU, Türkiye.

 


 

[1]  Attar, Ahmed Abdulgafur,Mukaddimetu 's-Szhah,Beyrut, 1979, s. 38-48.

[2] Kuranı Kerim Bilgileri, OSMAN KESKİOĞLU, 154 – 155.

http://ciftler.googlepages.com/OsmanKeskinoglu-KuraniKerimBilgileri.pdf

[3] Mustafa Uzun, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, “ebced” maddesi, c: 10, s. 70.

 

[4] Attar, Ahmed Abdulgafur, age. s. 38–48; Ahmed Emin, Duha 'l-İslam, Beyrut, tsh. c. II, s. 263–266.

[5] A1tar. Ahmed Abdulgafur, age. s. 38–48; Ahmed Emin, Duha 'l-İ slam. Beyrut, tsh. c. 11, s. .263–266.

[6] İbn Hallikan, Vefayâtu’l-A’yan,, Beyrut, 1978 c. 1, s. 226; Muhtar, Cemal, ‘’İslam’da Sözlük Çalışmaları’’, Marmara Ün. İlahiyat Fak. Dergisi, Sayı: 3, İstanbul, 1985, s. 339.

[7]. Muhtar, Cemal, İslam 'da Sözlük Çalışmaları

[8] Çöğenli, Sadi, Demir kaya, Kenan, Arap Dilinde Kaynaklar, Erzurum, 1995 s. 124–125.

[9] Muhtar, agm.

[10] Çöğenli, age. 124–125.

[11]  Nassar, Hüseyin, el-Mu’cemu’l-‘Arabî, Bağdat, 1980, s. 32–33.

[12]  Nassar, aynı eser.

[13]  Çöğenli, age. s. 124–125.

[14] Nassar, age.

[15] Nassar, aynı eser. s.  34.

[16] İbn Hallikan, age, c.1, s, 228; Sahib b. Abbad, el-Muhit fi’l’-Luga, Beyrut, tsh. C. X!, s.12.

[17] Yakut el-Hamevi, Mu’cemu’l-Udeba, Beyrut, 1993. c.11, s. 662; İbn Hallikan, age,c.1, s. 228.

[18]  Nassar, age., s. 33-34.

[19]  Çöğenli, age., s. 124-125.

[20]  Zirikli, Hayreddin, el-A’lam, Beyryt, 1992, c. 1, s. 193; İbn Hallikan, age., c.1, s. 118.

[21]  Çöğenli, age. s. 130–131.

[22]  Muhtar, agm., s. 340.

[23]  Ahmed b. Faris, Mu’cemu Makayisi’l-Luga, Beyrut, 1991, c. 1s.s.  405–425.

[24] Muhtar, agm. s. 341.

[25] Nassar, age, s. 55.

[26] İbn Faris, age., c. 1, s. 405-425; Nassar, age, s. 52-57.

 

 

    

 

Web Siteme Hoş Geldiniz!

اهلاً وسهلاً لزيارتكم موقعنا

 

Copyright ©2006
Nizamettin İBRAHİMOĞLU