Ana sayfa Özgeçmiş Arapça Öğreniyorum Arapça Alıştırmalar İletişim

 
    Ana sayfa > Arapça Makale ve Araştırmalar > Güzel Sözler





 
 

 

الحكم والعبارات ذات مغزى

لنظام الدين إبراهيم أوغلو

Nizameddin İbrahimoğlu’na ait özlü, anlamlı ve güzel sözler

 

وفي الناهية أمثال تركية

Sen sonunda da Türkçe Atasözleri vardır

 

كتبت ونظمت الحكم باللغتين التركية والعربية

من قبل د. نظام الدين إبراهيم أوغلو باحث أكاديمي تركماني ـ تركيا

 

1ـ عِندَ الاِلْتِزَامِ بِالآدابِ، تَلْقَى الاِحْتِرَامَ مِنَ الأَحْبَابِ.

Ahlaklı olmaya özen gösterirsen arkadaşlarından saygı görürsün.

2ـ مَنْ تَحَلَّى بِالفَضَائِلِ الرَّبَانِيَّةِ، تَخَلَّى عَنِ الرَّذَائِلِ الشَّيْطَانِيَّةِ.

Kim Rabbani erdemlerle bezenmiş olursa (Yani, Allah’ın emirlerine uygun hareket ederse) şeytani kötülüklerden uzak olur.

فَاسِدُ الأخلاقِ ذَلِيلٌّ عِنْدَ الخَلْقِ وَفِي الآفَاقِ.

Kötü huylu kişiler, Hak ve Halk nezdinde rezildirler.

4ـ بِالطَّاعَةِ وَالاسْتِقَامَة، تَتَحَقَّقُ السَّلاَمَةُ وَالسَعَادَة.

Allah’a itaat ederek ve ona karşı dürüst olarak, huzur ve saadet temin edilir.

5ـ مَنْ مَرَّ بِاللَّغْوِ مُرُورَ الكِرَامِ، نَالَ إعْجَابَ النَّاسَ العِظَامِ.

Kim asil insanlar gibi dedikodulardan uzak durursa, soylu insanların beğenisini kazanır.

6ـ إذَا لَمْ تَبْتَل تُوَاجِهُ بِمَا لا تَرْتَضِى.

Eğer belâlarla müptelâ olmazsan, razı olmadığın zorluklarla karşılaşırsın.

7ـ مُقَابِلَ الإحْسَانِ لاَ تَنْتَظِرْ الأجْرَ مِنَ الإنسَان، لأنَّكَ ستَنَالُ الثَّوَابَ مِنَ الخَالِقِ الرَّحْمَانِ.

İyilik karşı karşıtlığını insanlardan bekleme, çünkü iyiliğin karşılığını Rahman olan Yaratıcıdan alacaksınız.

8 ـ اِبْتَعِدْ عَنِ القِيلِ وَالقَالِ، تَحْظَى بِرَاحَةَ البَالِ.

Dedikodulardan uzak dur, huzur içinde yaşarsın.

9ـ إذَا أَرَدْتَ أنْ تَعِيشَ عَزِيْزًا كَرِيمًا، فَاجْعَلْ الاِسْتِقَامَةَ لَكَ مَبْدَءًا سَوِيًّا.

Saygın olarak yaşamak istersen, dürüstlüğü kendine ilke edin.

10ـ إفهامُ الكَلاَمِ للجَاهلِ أَصْعَبُ مِنْ  تَحمِيلِ الهَودَجِ عَلى ظَهْرِ الجَمَلِ. / إفهامُ الكَلاَمِ للجَاهلِ كَإفْهَامِ اللّوْنِ لِلأعْمَى.

Cahile söz anlatmak, deveye hendek atmaktan zordur. / Cahile söz anlatmak, köre renk tarifi gibidir.

11ـ مَنْ طَلَبَ الشُّهْرَةَ وَالشَّهْوَةَ، وَاجَهَ القَسْوَةَ وَالشِّقْوَةَ.

Şöhret ve şehvet isteyen, şiddet ve üzüntüyle karşılaşır.

12ـ مَنْ اِجْتَهَدَ لِلإمْتِحَانِ فَقَدْ نَجَحَ، وَمَنْ جَاهَدَ للهِ فَقَدْ أفْلَحَ.

Kim sınav için çalışırsa muhakkak başarılı olur. Kimde Allah yolunda cihat ederse, kurtulmuş olur.

13ـ إنْ لَم تُعْرِض عَن ذِكْرِ الرَّحْمَان، فَلَنْ تَعِيشْ عَيْشَ الهَوَان.

Allah’ı zikretmekten uzak durmazsan; Asla kötü bir yaşam yaşamazsın.

14ـ جِسْمُكَ مَأْدُبَةُ الدِّيدَانِ وَالفِئرَانِ، وَرُوحُك إمَّا فِي العَدْنِ وَإمَّا فِي النِّيرَانِ.

Bedenin, kurt ve farelerin sofrası; ruhun ise, ya ateşlerde ya da Aden cennetindir.

15ـ سُوءُ الظَّنِّ مَظْلَمَةٌ، وَحُسْنُ الظَّنِّ مَكْرَمَةٌ.   

Suizanda bulunmak zulümdür, hüsnü zanda bulunmak ise lütuftur.

16ـ الفِئَةُ الضَّالَةُ كَثِيرَةٌ، وَالفِئَةُ الهَادِيَةُ قَلِيْلَةٌ. "وَكَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بإذنِ اللهِ".

Sapık gruplardan çok; hidayete eren gruplardan ise az görürüz. Nice az sayıda bir birlik (grup) Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir.

17ـ البَخِيلُ مُحْتَالٌ يُحَارِبُهُ الجَلِيل المُتَعَال، وَلاَ يَجِدُ الخَيْرَ لاَ فِي المَال ولاَ فِي الكَمَال.

Cimri olan sahtekârdır, onunla yüce Allah savaşır ve o ne mallardan ve ne de manevi makamlardan hayır görür.

18ـ عِندَ الخُشُوعِ فِي الصَّلاة، نَصِلُ إِلَى سَعَادَةِ الحَيَاة.

Namazda huşu içinde olursak; Hayatta mutluluğa ulaşırız.

19ـ فَلاَ تَظلِم اليَتِيم، فَتُهْلَك فِي نَارِ الجَحِيم.

Yetime zulüm etme cehennemin ateşinde helak olursun.

20ـ  مِنَ القُرآنِ وَالسُّنَةِ نَتَعَلَّمُ مَفْهُومَ العَقِيدَةِ وَالعَدَالَة.

Kur’an ve sünnetten, inanç ve adalet anlayışını öğreniriz.

21ـ إذَا أرَدْتَ الآمَانَ وَالاِطْمِئنَانَن عَلَيْكَ الإيمَانُ بِالرَّحْمَانِ، وَالتَّمَسُّكُ بِالقُرْآنِ. 

Emniyetli ve güvenli yaşamak istersen; Allah’a imanla beraber Kur’ana sarılmakla olur.

22ـ  القَنَاعَةُ عِنْدَ الغِنَى، وَالتَّوَاضُعُ عِنْدَ الشُّهْرَةِ، عُلوٌّ فِي الهِمَّةِ.

Zenginlikte kanaatkârlık ve şöhrette alçak gönüllülük; makamlarda yükselmek demektir.

23ـ لَوْ نِلتَ رِضَا الرَّحْمَان، ذَهَبَ عَنْكَ الأَحْزَان.

Allah’ın rızasını kazanırsan; üzüntülerin gider yok olur.

24ـ سِلاَحُ الحِوَارِ العِلْمِي، أَقْوَى مِنَ السِّلاَحِ النَّوَوِي.  / (سِلاَحُ العَقْلِ أَقْوَى، مِنَ سِلاَحِ الحَرْبِ)

İlmi diyalog; nükleer silahtan daha güçlüdür.  (Akıl (fikir) silahı savaş silahından daha güçlüdür)

25ـ  القُصُورُ فِي العُقُولِ، تَظْهَرُ عِنْدَ التَّشَاوِر فِي الأُمُورِ.

Zekâların kusurlu olması; Ancak konuları tartışırken ortaya çıkar.

26ـ الصَّابِر الشَّاكِر يَتَعَظَّم، وَعِنْدَ اللهِ يَتَكرَّم.

Sabırlı olan ve şükreden yücelir ve Allah katında ödüllendirilir.

27ـ اِصْبِرْ عَلَى أَذَى العِبَاد، تَنَلْ رِضَا رَبِّ العِبَاد.

Kulların eziyetlerine katıl; Allah’ın rızasını kazanırsın.

28ـ بِالقِرَاءَةِ يَزْدَادُ العِلْم، وَبِالمَهارَةِ تَزْدَادُ المَعْرِفَة، وَبِالرِّحْلَةِ تَزْدَادُ الثَّقَافَة.

Bilgi okumayla, irfan hünerle ve kültür gezerek artar.

29ـ رُبَّ سُوءِ الفَهْمِ فِي الكَلاَمِ، يُقَرِّبُكَ مِنْ حَبْلِ المَشْنَقَةِ وَالإعدَامِ.

Belki, konuşmalarda anlaşmasızlık olur ve sizi idam ipine götürür. (Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir).

30ـ لَوْ أَرَدْتَ أنْ تَكْسِبَ رِضَاءَ الهَادِي، فَاَيْقِظِ النَّاسَ عَنْ غَمْرَتِهِم السَّاهِي.

Hidayet veren Allah’ın rızasını kazanmak istersen; insanların, unuttuklarını hatırlat! (izah et)

31ـ الغَبَاءُ لَيْسَ عُذْرًا لِلتَخَلُّصِ مِنَ الجَزَاءِ.

Aptallık; cezadan kurtulabilmek için mazeret değildir.

 

32ـ إحسَانُكَ لِلغَبِّي شَقَاءٌ، وَاِبتِعَادُكَ عَنهُ إتّْقَاءٌ.

Aptala; iyilik yapmak acı çekmek demektir, ondan uzak durmak ise korunmak demektir.

33ـ لاَ تَكُنْ كَالْكَلْبِ يَلْهَثُ وَرَاءَ صَاحِبِهِ فَيَسْخَرُ مِنْهُ وَيَسْتَصْغِرْهُ، بَلْ كُنْ كَالإِنْسَانِ يُقَدِّسُ رَبَّهُ فَيُعَظِّمْ شَأْنَهُ وَيُكْرِمُهُ.

Köpek gibi dillerini çıkarıp sahibinin peşinden gidenler gibi olma! O da, ona alay edercesine küçümser; aksine insan gibi Allah’ı kutsayan ol! O da, onun şanını yüceltir ve ödüllendirir.

34ـ مَنْ اِبتَغَى تَقدِيرَ البَشَر، عَلَيْهِ بِالتَّوَاضُع، وَتَرْكَ الكِبَر.

Kim, insanlar katında değer kazanmak isterse; alçakgönüllü ve kibirden uzak olması gerekir.

35ـ لَو كُنْتَ بَشُوشًا مُبْتَسِمًا، إطْمَأنَّ مِنكَ النَّاس، وَلَو كُنْتَ عبوسًا قمطريرًا، إِرتَاعَ مِنْكَ النَّاس.

Şayet sevimli ve güler yüzlü olursan, insanlar senden mutmain olur. Şayet sert ve asık suratlı olursan, herkes senden kaçınır.

36ـ الفَصَاحَةُ فِي الكَلاَمِ، تَعْنِي الرِّفْعَةُ فِي المَقَامِ.

Konuşmada belagatli anlatmak; makamda yücelmek demektir.

 

37ـ كَسَبُ العُلُومِ وَالمَعَارِفِ يَكونُ بِمُجَالَسَةِ العُلَمَاءِ، وَكَسَبُ الآدَابِ وَالأخْلاَقِ الفَاضِلَة يَكُونُ بِمُعَاشَرَةِ الأَولِيَاءِ.

İlim ve irfanı Âlimlerin meclisine katılması ile elde edilir. Edep ve üstün ahlak ise Evliyaların sohbetleri ile elde edilir.

38ـ (لَيْسَ كُلّ مَن يَضَعُ عَلىَ رَأسِهِ عِمَامَةٌ فَهُوَ عَالِمٌ). (لَيْسَ كُلّ مَنْ لَبِسَ عِمَامَةً سَوداءَ أَوَ خَضْرَاءَ فَهوَ سَيِّد).

(Başına sarık giymekle âlim olmaz). (Siyah veya yeşil sarık giymekle seyit olmaz).

 

39ـ العُلَمَاءُ صِنفَانِ، مِنُهم الفَاسِقُونَ فَابْتَعِدْ عَنْهُم، وَمِنْهُم الصَّالِحُونَ فَاقْتَرِبْ بِهِم.

 

 Âlimler iki sınıftı; Bir kısmı günahkârlardır onlardan uzak dur ve bir kısmı da Salihlerdir onlardan yakın ol.

40ـ اِسْتِشَارَةُ المُؤْمِنِ للْمُؤْمِنِ نِعَمةٌ، وَاِسْتِشَارَةِ المُؤْمِنِ لِلْكَافِرِ نِقَمةٌ.

Müminin müminle istişare ederse nimettir; müminin kâfirle istişare ederse felakettir.

41ـ التَّفَاخُرُ بِقَوَّةِ العَقْلِ فِي الوَقْتِ المُنَاسبِ مَفْخَرَةٌ. وَالتَّفَاخُرُ بِقُوَّةِ العَضَلَةِ فِي المَكَانِ المُنَاسبِ مَفْخَرَةٌ.

Akıl gücüne övünmek, uygun bir zamanda kullanılırsa gurur kaynağı olur. Adale gücüne övünmekte uygun bir mekânda kullanılırsa gurur kaynağı olur.

42ـ سَيْفُ الشُّجْعَانِ يُسَلُّ مِنْ أَجْلِ العَدَالَةِ، وَسَيْفُ الجَبَانِ يَطْعَنُ مِنْ أَجْلِ الشُّهْرَةِ.

Kahramanların kılıçları adalet için çekilir; korkakların kılıçları ise şöhret için saldırılır.

43ـ إنْ خَاطَبْتَ النَّاسَ بِاللِّين، نِلْتَ إعْجَابَ الكَثِيرِين.

İnsanlarla nazikçe muhatap olursan; birçok kişilerin beğenisini kazanırsın.

44ـ خَسِرَ مَنْ اِنْخَدَعَ بِالأَقْوَالِ الكَاذِبَةِ لَيسَتْ لَهَا دَلِيل، وَرَبِحَ مَنْ خَضَعَ لِلأَقْوَالِ الصَّادِقَةِ وَلَهَا دَلِيل.

Delili olmayan yalan sözlerle kim kandırılsa kaybeder ve delili olan doğru sözlere kimde boyun eğerse kazanır.

45ـ إنْ ظَلَمْتَ الأَعِزَّاء، عَظَّمْتَ قُوَّةَ الأعْدَاء.

Dostlarına zulüm (İhanet) edersen; düşmanların gücünü artmış olursun.

46ـ يَزُولُ القَلَقُ وَالضِّيقُ بِالرَّاحَةِ وَالقَهْقَهَةِ مَعَ الصَّدِيق.

Sıkıntı ve stres; dostlarla dinlemek ve kahkaha atarak yok olur.

47ـ لَو تَمَّ تَزْكِيَةُ نُفُوسِ البَشَر، سَتَتُمُّ تَغِييرُ سَجِيةَ البَشَر.

İnsanların nefisleri terbiye edilirse, insanların huyları (ahlakları) değişecektir.

48ـ كَيْفَمَا كَانَ الإنْسَانُ فِي السَّبْعِ فَهُوَ فِي السَّبْعِينِ أَيْضًا.  (يَكُونُ لِلَّذِينَ لاَ يَتَرَبَّون عَلَى الإيمَان). وَعِنْدَ الإسْلاَم كَمَا قَالَ د. عبدالكريم العُبيدِي:   يَتَغَيَّرُ الإنْسَانُ .... بِالهَديِّ وَالإيمَانِ.

 İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde odur. (İmanla terbiye edilmeyenler için geçerli). İslam’a göre ise: İnsan hidayet ve inançla değişebilir.

49ـ دُهَاةٌ أَجِلاَّءٌ يَخَافُونَ الحَمْقَى السُّفَهَاء. /  ضَرَرُ الحَمْقَى أكْبَرُ بِكَثِير مِن ضَرَرِ الجُهَلاَءِ.

Büyük dahiler, rezil Abdallardan pek korkarlar. / Ahmak’ın verdiği zararlar, cahilin verdiğinden kat kat fazladır.

50ـ إنْ جِئتَ الغَفُورَ الرَّحِيم، وَاِجْتَنَبْتَ كُلَّ شَيطَانٍ عَلِيم، أَصْبَحْتَ مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيم.

Gafur ve Rahim olan Allah’ın huzuruna gelirsen; bilgin şeytandan kaçınırsa; cennet nimetlerinin varisi olursun.

51ـ لِكُلِّ صَوتٍ صَدَاهُ، وَلِكُلِّ صَدًى مَنْ يَسْمَعُهُ.

Her sesin bir yankısı vardır ve her Yankı’yı duyanlarda vardır.

52ـ لاَ تَكُنْ كَظَلاَمِ اللَّيْلِ يَحْجُبُ العُقُولَ عَن النُّور، بَلْ كُنْ كَالشَّمْسِ المُشْرِقِ تَفِيضُ العُقَولَ بِالنُّوْر.

Nuru zihinlerden kapatan gece karanlığı gibi olma; aksine, doğan güneş gibi zihinleri nurla aydınlatan gibi ol.

53ـ حَذَارَ مِنْ أنْ تَهْتَمَ بِالجِسمِ دُونَ الرُّوحِ فَأَنْتَ بِالرُّوحِ تَسْمُو لاَ بِالجِسمِ.

 

Sakın ola ki, bedenine önem verdiğin kadar, ruhuna da önem vermeyi ihmal etme. Sen bedenle değil ruhla yücelirsin.

54ـ زَوَالُ النِّعَمِ مَبْدَؤهُ كُفْرُ النِّعَمِ.

Nimetin zevali; başlangıcı nimetlerin inkâr ile olur.

55ـ إنْ ظَلَمْتَ الصَّدِيقَ الوَدُود، تَعَرَّضْتَ لِظُلْمِ العَدوِّ اللَّدُوُد.

Sevdiğiniz arkadaşınıza zulüm ederseniz; sevmediğin düşmanın zulmüne uğrarsınız.

56ـ إذَا أَمَنتَ بِاللهِ أَمِنْتَ وَاِطْمَأَنْتَ، وَإذَا أَمَنْتَ بِالسِّاحْرِ هَلَكْتَ وَخَسِرتَ.

Allah’a inanırsan, hoşnut ve güvende olursun; büyücü ye inanırsan, zarar edersin ve helak olursun.

57 ـ خَاطِبِ النَّاسَ بِالتِي هِي أحْسَنْ، وَخَاطِبِ الظَّالِمَ بِالطَّريقة الَّتِي يَفْهَمْ.

İnsanlarla en iyi şekilde muhatap ol! Azgın güçlere karşıda anladıkları dille muhatap ol!

58ـ الاِبتِلاءُ: عِبرَةٌ لِلْغَافِلينَ، وَتَوْبَةٌ لِلعَاصِيْنَ، وَمَغْفِرَةٌ لِلمُؤمِنِينَ.

İptila, gafiller için ibret, isyancılar için tövbe ve müminler için de bir bağıştır.

59ـ إعدَادُ الفُرْسَانِ: لاَ يَكُونُ بِالتَّوَكُلِ عَلَى المُدَرِّبِ وَالهَذَيَان، بَلْ يَكُونُ بِالتَّدْريبِ وَالتَّعْلُّمِ وَالعِرفَان.

Binicileri yetiştirmek: Antrenöre güvenerek ve boş boğazla değil; aksine Antrenman yapma, öğrenme ve irfanla olur.

60ـ كُنْ حَلِيمًا وَقُورًا فَتُشْكَر، وَلاَ تَكُنْ عَجُولاً سَفِيهًا فَتُحْتَقَر.

Vakarlı ve sabırlı ol; takdir edilirsin; acele edip aptal olma zelil olursun.

61ـ إِنْ هَاجَرْتَ مِنْ بَلَدِكَ ظُلْمًا وَعُدْوَانًا، عَلَيْكَ بِالرُّجُوعِ إليْهَا هَادِيًا وَمُنْتَصِرًا.

Memleketinden, saldırı ve haksızlığa karşı hicret edersen; Oraya insanlara yol gösterici ve zaferle dönmen gerekir.

62ـ مَا أَتْعَسَ الحَيَاة! إِذَا أًخُذَتْ أُمَّةٌ مُؤْمِنَةٌ نَصِيحَةَ أُمَّةٍ جَائِرَة.

Ne kötü bir yaşayış! Şayet iman eden bir millet; zalim bir millettin nasihatini alırsa.

63ـ لاَ تَفْتَرِ عَلَى تُهمَةٍ لَمْ تُثْبَتْ فِي القَضَاءِ، فَإنَّهَا كَبِيرَةٌ لاَ تُغْفَرُ عِندَ عَدَالَةِ السَّمَاءِ. (قّتر: خَمَنَ وَقَدَرَ) وَلَهُ مَعَانِي أُخْرَى: البُخْل، وَضِيْقُ العَيْشِ.

Mahkeme’de ispat edilemeyen iddiaya iftira atma; Allah’ın adaletinde bağışlanamayan büyük bir günahtır.

64ـ مَنْ سَعَى حَقَّقَ النَّجَاحَ بِمُنْقَطِعِ النَّظِير، وَمَنْ نَاضَلَ نَالَ إِعجَابَ الجُمْهُورِ الغَفِير.

Kim çalışırsa en iyi şekilde başarıyı elde eder; kim de mücadele verirse birçok halkın büyük beğenisini kazanır.

65ـ رُبَّ كَلاَمٍ مَعْصُومٍ تُنَاقِشُهُ دُونَ لُزُومٍ، فَتَقْلُب الصَّدِيقَ الحَمِيم إلى صَدِيقٍ ذَمِيمٍ.

Belki hatasız bir sözü, gereksiz yerde tartışırsan; o, en yakın arkadaşını kötü arkadaşa dönüştürebilir.

66ـ لِكُلِّ سُؤَالٍ جَوَابٌ، وَلِكُلِّ جَوَابٍ اِحتِمَالُ الخَطَأْ وَالصَّوَابِ، فَإنْ أَصَبْتَ فَلَكَ الوِدّ وَالتَّقْدِير، وَإنْ أَخْطَأْتَ فَلَكَ الكَدّ وَالتَّحْقِير.

Her sorunun bir cevabı vardır ve her cevabın yanlışlık ve doğruluk ihtimali vardır; şayet doğru karar verirsen sana sevgi ve değer verilir; şayet yanlış yaparsan sana hor görülüp aşağılanmak kalır.

67ـ لاَ تَحْسَد النَّاسَ عَلَى مَا آتَاهُم اللهَ مِن فَضْلهِ، لأنَّ الحَسَدَ يَمْحُو بَرَكَةَ العِلمِ وَالرِّزقِ وَالعُمْرِ.

Allah'ın insanlara verdikleri nimetleri kıskanma! Çünkü haset, bilim, rızık ve ömür uzunluğunun bereketini yok eder.

68ـ أَظْهِر إهْتِمَامَكَ بِالنَّاس وَلاَ تَتَدَخَّلْ فِي شُؤُونِهِمْ، تَكْسَبْ مَوَدَّتَهُم  وَمَوَدَّةَ رَبِّهم.

İnsanlara özen gösterir ve işlerine karışma; insanların ve insanların ve Allah’ların sevgisini kazanırsın.

69ـ كُنْ مُسْلِمًا، وَاِلتَزِمْ طَرِيقًا مُستَقِيمًا، تَعِشْ فِي الدَّارينِ مُطمئنًّا وَسَعيدًا.

Müslüman ol! Kendine doğru yol edin, iki cihanda rahat ve mutlu olarak yaşarsın.

70ـ لاَ تَكُنْ مِنَ الغَاوِين فَتَظْلِم نَفْسَكَ وَالأَقْرَبِين.

Saptıranlarından olma, hem kendine hem de yakınlarına zulüm etmiş olursun.

71ـ النَّصَائِحُ التَّرْبَوِيَّةُ المُتَكَرِّرَةُ غَيْرُ الهَادِفَة، تَتْرُكُ فِي النَّفسِ آثَارًا سَيِّئَة.

Hedef belirtilmemiş, tekrarlanan eğitici öğretici nasihatler, ruhumuzda kötü izler bırakır.

72ـ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ خَيْرٌ مِنْ نَصِيحَةٍ مُتَكَرِّرَةٍ.

İyi örnek olmak; tekrar nasihatten daha hayırlıdır.

73ـ الأَنَانِيَّةُ صِفَةٌ مَذْمُومَةٌ تَأخُذكَ إِلَى الجَحِيمِ، وَالتَّضحِيَّةُ صِفَةٌ مَحمُودَةٌ تُوصِلكَ إِلَى النَّعِيم.

Bencillik kötü bir özelliktir ve seni cehennem ateşine götürür. Fedakârlık ise övünecek bir özelliktir ve Naim cennetine ulaştırır.

74ـ لاَ تَتَّخِذْ مَنْ لاَ يَخَافُ اللهَ لَكَ صَدِيقًا، لِأنَّهُم لاَ يَستَحُونَ مِن اللهِ فَيَظْلِمونَكَ كَثيرًا.

Allah’tan korkmayanlardan, dost edinme! Çünkü onlar Allah’tan utanmayanlardır ve sana çok zülüm ederler.

75ـ الاِعتِقَادُ بِالرَّحْمَان، بَيْنَ زِيَادَةٍ وَنُقْصَان، وَالعَاقِبًةُ تَنْتَهي بإيمَانٍ أو طُغيَان.

Rahman olan Allah'a inanmak, artma ve eksilme arasında gider gelir; ya imanla yâda azgınlıkla sona erer.

76ـ أَوْفِ بِعَهْدِكَ تَكْسِب تَقْدِيرَ رَبِّكَ قَبلَ صَدِيقِكَ.

Ahdine vefa et; arkadaşların takdirinden önce Allah’ın takdirini kazanırsın.

77ـ إِنْ تَتَّبِعْ أَحْسَنَ القَوْلِ تَكُن مِنَ الفَائِزِين، وَإِنْ تَتَّبعْ زُخْرُفَ القَوْلِ تَكُنْ مِنَ الخَاسِرِين.

Sözün en güzeline tabi olursan kazanmış olursun. Yaldızlı güzel sözlere tabi olursan ziyan etmiş olursun.

78ـ التَّدْبِير لاَ يَعْنِي تَغِيير القدَرِ، بَلْ يَعْنِي تَغِير أَحْدَاثِ القَدَرِ. وَالمَثَل العَرَبِي يَقُول (إِذَا جَاءَ القَدَرُ عَمِيَ البَصَرُ وَبَطَلَ الحَذَرُ).

Tedbir almak, kaderi değiştirmek değildir, aksine olayların akışını değişmek demektir. Arapça atasözü diyor ki: (Kader gelince göz kör olur ve dikkat dağılır ‘’bilinç yok olur’’).

79ـ لاَ يَخْسَر مَنْ صَبَر أَمَامَ القَدَر.  

Kaderin karşısında sabreden kaybetmez.

80ـ إنْ تَتَّبِع السَّيِّئَةَ فَقَدْ أَهْلَكتَ نَفْسَكَ، وَإنْ تَتَّبِع الحَسَنَةَ فَقَدْ أَنْقَذتَ نَفْسَكَ.

Kötü amelleri takip edersen, kendini helak etmiş olursun. Güzel amelleri takip edersen, kendini kurtarmış olursun.

81ـ مَنْ حَذَا حَذوَ الظَّالِم المُتَعَالِي، يَكُونُ مَصِيرُهُ كَالفِرْعَونِ الطَّاغِي. أو (مَنْ حَذَا حَذوَ الظَّالِم المُتَعَالِي يَكُونُ مَصِيرُهُ كَالثَّوبِ البَالِي). أي الثَّوبُ الَّذي فَقَدَ لَونَهُ وَدِفئَهُ وَجَمَالَهُ وَلَمَعَانُهُ (وَمَجازًا الإنتِهَازي).

Kim zalim ve kibirlilerin yolunda giderse, sonu azmış firavun gibi olur.

82ـ لاَ يَرِثُ المَرْءُ عَن الظَّالِم إلاَّ الظُّلْمَ.

Kişi zalimden ancak zulmü miras edinir.

83ـ لَو تَخَلَّصْنَا مِنَ الفَقِرِ المُؤَدِّي إلى الجُحُودِ، لَعَرَفْنَا اللهَ بِاليَقِين وَعِشنَا فِي الدُّنيَا حَياةَ النَّعِيم.

Şayet, küfür e yol açan Fakirlikten kurtulursak; Yakinen Allah’ı bilirdik ve dünyada cennet hayatı yaşardık.

84ـ لَو تَخَلَّصْنَا مِنَ الدُّسْتُورَ المَبْنِي عَلَى الفَسَادِ، لَعِشنَا فِي آمَانٍ وَأَبدَعْنَا فِي العُلومِ وَالأَدَابِ.

Şayet, kötülük üzerine kurulan yasadan kurtulursak. Güven içinde yaşar ve bilim ve ahlakta üretken olurduk.

85ـ العِصمَةُ عِندَ الأَنْبِيَاءِ خَاصِيَّةٌ، وَالهَفْوَةُ عِندَ الإِنسَانِ فِطرَةٌ، وَالتَّوْبَةُ عِنْدَ الْخَاطِئِينَ فَضِيلَةٌ.

Hatasız olmak peygamberlere has bir özelliktir; yanlış yapmak ise insanın fıtratındandır; tövbe etmek de yanlış yapanlar için bir fazilettir.

86ـ المُؤمِنُ يَكُونُ فِي صَحِوَةٍ وَيَقَظَةٍ، وَلا يَكُونُ فِي غَفْلَةٍ وَضَلاَلَةٍ.

Mümin uyanık ve uyanış içinde olur. Dalalet ve gaflet içinde olamaz.

87ـ مَنْ طَغَى في المِيزَان، أَخْلَدَ فِي النِّيرَان. / (سَواءً فِي البَيْعِ أَو فِي مَوضُوعِ العَدَالَةِ).

Kim tartıda hile yaparsa, ateşte ebedi kalır. /(İster satışta ister adalet ve eşitlik konusu olsun).

88ـ إنْ أَرَدْتَ العِزَّةَ وَالكَرَامَة مِنَ الفَجَرَةِ وَالْكَفَرَة تَعَرَّضتَ لِلإهَانَةِ وَالمَذَلَّة.

Saygılı ve değerli olmayı, kötü kimselerden ve kâfirlerden istersen; rezil olma ve aşağılanmaya maruz kalırsın.

89ـ مَنْ أَمَنَ بِاللهِ فَقَد دَحَر وَاِنْتَصَر، وَمَنْ أَمَنْ بِالطَّاغُوتِ فَقَد خَسِر وَإندَحَر.

Kim Allah’a inanırsa yener ve zafer elde eder, kim de azgınlara inanırsa yenilir ve zarar eder.

90ـ لاَ تَعْتَمِدْ عَلَى إِنسَانٍ فَهُوَ غَرِيب مُغَادر.

Yolcu olan bir insana güvenme ölür. (Ağaca dayanma kurur; adama dayanma olur).

91ـ اِعتَمِدْ عَلى نَفسِكَ، واِكْسِبْ مِنْ يَدِك، ثُمَّ فَوِّض أَمْرَكَ للهِ رَبِّك.

Kendine güven ve alın teri ile kazan, sonra Rabbiniz olan Allah'a dayanıp güven.

92ـ إِنْ أَصْرَرتَ عَلَى الكُفْرِ إِسْتَكْبَرتَ إسْتِكْبَارًا،  فَلاَ يَزِيدُكَ الكُفْرَ عِندَ اللهِ إِلاَّ ذُلاًّ وَفَقْرًا.

Şayet küfürde çok ısrar edersen kibirlendikçe kibirlenirsen; Ancak küfrün Allah katında sefilliğini ve alçaklığını arttırır.

93ـ جَزَاءُ الاسْتِهْتَار بِالنَّاس، هُوَ الصَّغَارُ عِنْدَ اللهِ  وَالنَّاس.

İnsanlara alay etmenin cezası, Allah ve insanlar karşında, hor görünmektir.

94ـ مِن أَجْلِ القِيَامِ بِالعَملِ الجَادِّ ، عَلَيْكَ بِالتَّخْطِيطِ وَالتَّفْكِيرِ وَالتَّدَبُّر.

Ciddi bir işe başlamak için, düşünmen, planlaman ve işi yönetmen gerekir.

Türkçe karşılığı (Bin ölçüp bir biçmeli).

95ـ لاَ تُصَغِّر وَلاَ تَحتَقِر عَدُوَّكَ، لإنَّهُ يَحْقُدُ عَلَيكَ وَيَمَكرُ بِكَ وَيَقْتُلكَ.

Düşmanı hor görme ve aşağılama, çünkü o sana kin besler ve sana tuzak kurar ve öldürür. Türkçesi (Düşman aşağılanırsa başa çıkar).

96ـ وَلاَ يُعْجِبُكَ إقْبَالُ النَّاسِ عَلَيْكَ، وَلاَ تَنخَدِع بِثَنَائِهِم إليِكَ، لأَنَّهُم مَا آتوا الاَّ لِمُرَادِهِم مِنْك.

Sana iltifat eden kişilere güvenme ve övmelerine de aldanma; çünkü onlar senden muratlarını umuyorlar.

97ـ إِنْ لَمْ تَكُنْ كَاذِبًا وَمُتَفَيْقِهًا وَثَرْثًارًا وَمُخَادِعًا وَمُتَمَلِّقًا، جَعَلَ اللهُ لَكَ رِزْقًا وَاسِعًا وَحِصْنًا مَتِينًا وَجَنَّةً وَنَعِيمًا.

Yalancı, ukala, boşboğaz düzen bozan ve dalkavuk, olmazsan, Allah sana bol rızık verir,  iyi korur ve  cennet  nimetlerini de verir.

98ـ اِحْفَظْ يَدَيكَ وَلِسَانَكَ مِنَ الشُّرُور، تَعِيشْ فِي آمَانٍ وَسَعَادَةٍ وَسُرُور.

 Elini ve dilini kötülüklerden koru, mutlu, sevinçli ve güvenli yaşarsın.

99ـ مَنْ عَاشَ كَالطُّفَيلِي وَيَتَوَكَّلْ عَلى غَيْر اللهِ، أُبْتُلِيَ بِقِلَّةِ المَالِ وَغَضَبٍ مِنْ عِنْدِ اللهِ.

Kim asalak parazit gibi yaşarsa ve Allah’tan başkasına güvenirse; onları mallarının azalması (fakirlikle) ve Allah’ın gazabı (azâbı) ile imtihan edilir.

100ـ لاَ تُفْرِطْ فِي إِلتِزَمِكَ لِلمَرْأةِ فَتُذِلَّ نَفْسَكَ، وَلاَ أَنْ تُدِيرَ أُسرَتَكَ كَالإقْطَاعِي فَتَحْتَقِرَ نَفْسَكَ.

İyice kılıbık olma rezil olursun, feodal sistemle de aileni yönetme, kendini rezil edersin.

101ـ الحَاكِمُ الفَاسِقُ فِي الدَّوْلَةِ، لاَ يَذُوُقُ طَعْمَ زِيَادَةِ القِيْمَةِ النَّقْدِيَّةِ، بَلْ يُكَافِحُ مِن أَجْلِ القَضَاءِ عَلَى التَّضَخُّمِ المَالِي وَإنْخِفَاضِ القِيْمَةِ النَّقْدِيَّةِ.

 Bir ülkede fasık iktidar, para miktarının artışını (revalüasyonu) tadamaz; aksine enflasyon ve devalüasyonu önlemek için mücadele eder.

102ـ لَو طُبِّقَتْ الحُريَّةُ وَالدِّيُمقرَاطِيَّةُ وَصُوِّتَتْ فِي البِلاَد، لَطَلَبَ المُسلِمُ الحُكُمَ الشَّرْعِي المُحَمَّدِي فِي البِلاَد، وَطَلبَ الظَّالِمُ الحُكْمُ الوِرَاثِي وَالعِلْمِانِي فِي البِلاَد.

Şayet özgürlük sağlanır ve demokrasi uygularsa sonra ülkede oylama yapılırsa; Müslümanlar teokratik Muhammedi yönetimi isteriz; zalimlerde monarşi ve pragmatik yönetimi isterler.

103 ـ لَو عَارَضَت الْمُعَارَضَةُ بِطَرِيَقَةٍ سَّيِئَةٍ ضِدَّ الحُكُوْمَةِ سَتَكُونُ حَيَاتُهُم غَيرُ مُثْمِرَةٍ وَقَصِيْرَةٍ.

İktidara karşı çıkan kötü bir muhalefetin ömrü bereketsiz ve kısa olur.

 

104ـ لَو خَالَفَ الأَوْلاَدُ أَوَامِرَ وَالِدَيْهِمْ، سَتَكُونُ حَيَاتُهُم غَيرُ مُثْمِرَةٍ وَقَصِيْرَةٍ.

Ana-babasına karşı gelenin ömrü bereketsiz ve kısa olur.

105ـ لاَ تَتَّخِذْ مَنْ لاَ يَخَافُ اللهَ لَكَ صَدِيقًا، لِأنَّهُم لاَ يَستَحُونَ مِن اللهِ فَيَظْلِمونَكَ كَثيرًا. 


Allah’tan korkmayanlardan, dost edinme! Çünkü onlar Allah’tan utanmayan-dır ve sana çok zulüm ederler.

 

106ـ هَلْ صَحِيحٌ أَنَّكَ تُرِيدُ أَنْ تَكُونَ سَعِيدًا؟ إِذَا قُلْتَ نَعمْ. إذًا: ـ عَلَيْكَ أَنْ تَعْتَنِي بِنَفْسِكَ. وَأَنْ تَعْتَنِي بِزَوْجِكَ (زَوْجَتِكَ)، ـ وَأَنْ تُطِيعَ وَالِدَيْكَ. ـ وَأَنْ تَلْتَزِمَ بِدِينِكَ.

Gerçekten mutlu olmayı ister misiniz:''Evet'' dersen. O, zaman: - Kendine iyi bak. -Eşine iyi bak.- anne-bana itaat et! -Dinine bağlı ol!

 

107ـ يَا إخْوَانِي! أَشْكُرُكُم عَلَى تَشْجِيعِكُم وَإستِفَادَتِكُم مِنْ كِتَابَاتِي. إِنْ نَفَعْتُكُم شَيئًا مِن العِلْمِ وَالعِرفَان فَمَا أَحْلَى أُمنِيَاتِي، فَإِنْ نِلْتُ رِضَاكُمْ وَرْضَا اللهِ، لَقَدْ حَقَّقْتُ مَا تَمَنَّيتُ بِهِ فِي حَيَاتِي.

يِا زُمَلائِي! لِنَكُنَ إِخوَةَ أَهْلِ الدِّينِ وَالإيمَان، حَتَّى نَلْتَقِي في رَوضَةِ الجِنَان. وَهُوَ يَسْأَلُ اللهَ لَكُمْ وَللمُسلِمين الآمَانَ وَالإيْمَان. وَالعَبْدُ الفَقِيرُ يَطْلُبُ مِنكُم الدُّعَاءَ لِلرَّحمان، مِن أَجْلِ زِيَادَةِ العِرْفَان وَالإيمَان.

Ey aziz dostlarım! Yazmış olduğum yazılarımı faydalanmanızdan ve teşvik etmenizden dolayı size teşekkür ederim; sizlere bilim ve irfan edinmede faydalı olmuşsam, Ne mutlu bana! Sizin ve Allah’ın rızasını kazanmışsam şayet, hayatımda istediğimi gerçekleşmiş olurum.

Ey dostlarım! İmanda ve dinde kardeş olalım, takı Cennet ravzasında buluşalım. O sizlere ve Müslümanlara güvende ve iman içinde olmaları için Allah’a dua ediyor. Aciz olan bu kul sizden irfan’ını ve imanı artmak için Allah’tan dua etmenizi istiyor.

 

الأمثال التركية

 

1- Şeyh uçmaz, müridi uçurur.  / Bende diyorum ki: Münafık şeyh kendini uçurur birde fili ve deve iyide uçurur.

لاَ يَطِيرُ الشَّيخُ، وَإنِّمَا يُطَيِّرهُ مُرِيدُيِه. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. // وَاَنَا أَقُولُ: يُطَيِّرُ الشَّيخُ المُنَافِقُ نَفسَهُ، وَيُطَيِّرُ الفِيلَ وَالجَمَلَ أَيضًا.

2- Kişi vezir olmakla adam olmaz.

المَرْءُ عِندَ كَونِهِ وَزِيرًا، لاَ يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ إنسانًا. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. أو (إِذَا كُنتَ وَزِيرًا، فَلاَ يَعْنِي هَذَا أَنَّكَ أَصبَحَتَ إِنسَانًا).

3- Her ağacın kurdu kendinden olur. Anlamı (Problemlerin ortaya çıkma sebebi insanın kendisidir).

دُودَةُ الشَّجَرَةِ تَكُونُ فِي دَاخِلِهِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. وَمَعْنَاه (سَببُ نُشُوءِ المَشَاكِلِ، هَوَ الإنسَان نَفسُهُ).

4- Güvenme varlığa düşersin darlığa

لاَ تَعْتَمِد عَلى أمْوَالِكَ، قَدْ تُوقِعُكَ فِي الضِّيق. / مَثَلٌ تُركِيٌّ.

5- Mezarı bedava bulursan hemen gir.

إذا وَجَدتَ القَبرَ مَجّانًا فأدخِلْ فِيهِ مُبَاشَرةً. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. فِيهَا تَوبِيخ عَلَى عَدمِ المَيلِ الكَثير أَو الذَّهَاب وَرَاءَ الأشياء التَّي تُوزَّع مَجَّانًا دَائِمًا.

6- (Aç insana balık vereceğine balık tutmayı öğret). (Bana Balık verme, Bana Balık tutmayı öğret).  

أَنْ تُعَلِّمَ الفَقِيرَ صَّيدُ السَّمَكِ، أَفْضَلُ مِنْ أَنْ تُعْطيهِ كُلَّ يَوْمٍ سَمَكَةً. (عَلِمْهُ الصَّيْدَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تُعْطِيهِ سَمَكَةً) / مَثَلٌ تُركِيٌّ وَقيلَ أيضًا أنه مَثَل صِيني.

7- Taşın büyüğü yakından gelir. (Ağaca balta vurmuşlar ‘’sapı benden’’ demiş(. Arapçadaki şiir diyor ki: (Düşmandan bir kez dikkatli ol’ dostundan biz kez.

الحِجَارةُ الكَبِيرَةُ  تَأتِي مِنَ الجَارِ القَرِيب. ترجمة التركي (ضَربَ الفأسُ الشَّجَرَةَ ، فَقَالَ إنَّ عَصَاهُ بِيَدِي) يَعنِي أَنَّ العَصَا الَّذي مِنَ الخَشَبِ هِي الضَّارب/ مَثَلٌ تُركِيٌّ.  وَيَقُولُ الشَّاعِرُ العَرَبِي: (إِحْذَرْ عَدُوّكَ مَرّةً ــ وَإِحْذَرْ صَدِيْقَكَ ألْفَ مَرَّةٍ).

8- Avrat (kadın) malı kapı tokmağı gibidir. Anlamı (Hanımın malı için evlenirsen sonucun kapı tokmağı gibi olur).  

مَالُ المَرْأةِ كَمَطْرَقَةِ البَابِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. (يُرِيدُ أَنْ يَقُول: عَلَيكَ أَن لاَ تَنِكِحَ المَرأةَ لَمَالِهَا

فَيَكُونُ مَصيرُكَ كَمِطرَقَةِ البَابِ).

9- Bir işi anlamadan Arnavut barutu gibi parlama.

لاَ تَلمَع كَالَبارُود، قَبلَ أَنْ تَفهَم المَوْضُوع./ مَثَلٌ تُركِيٌّ.

10- Çok sitem dostları birbirinden ayırır.

كَثرَةُ العِتَابِ تُفَرِّقُ بَينَ الأَحبَابِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ.

11- Zengin olunca, bütün insanlar akraban olur.

إذَا أَصَابَكَ الغِنَى، فَكُلُّ النَّاسِ أَقَارِبُكَ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ.

12-  ‘’Tarih’i tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi’’ Türk Şairi Mehmet Akif Ersoy.

يُعَرِّفُونَ التَّارِيخَ بِاَنَّهُ يُعِيدُ نَفْسَهُ.... فَلو تَمَّ أَخْذُ العِبَر، فَهَلْ كَانَ التَّارِيخُ يُعِيدُ نَفْسَهُ؟!

لِلشَّاعِر التُّركِي مُحَمَّد عَاكِف.

13- Besle kargayı oysun gözünü. / Arapça Atasözün tercümesi: (köpeğini besle seni yesin). (Ona ok atmayı öğrettim döndü beni vurdu ‘güçlenince beni vurdu’).

رَبِّ غُرَابَكَ يَقلَعُ عَينَيكَ. / بِالعَرَبِي (سَمِّنْ كَلْبَكَ يَأْكُلَكَ). (عَلَّمْتُهُ الرِّمَايَةَ فَلَمَّا إِشتَدَّ سَاعِدَهُ رَمَانِي).

14- Tatlı söz, yılanı deliğinden çıkarır. / Arapça Atasözün tercümesi:. (Tatlı söz, gerçeği açıklayan söze galip gelir)

الكَلاَمُ اللِّين تُخرِجُ الحّيَّةَ مِنْ جُحرِهَا. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. بِالعَرَبِي (الكَلاَمُ اللَّيِّن يَغْلِبُ الحَقَّ البَيِّن).

 

15- Âlim; yanan bir mum gibidir, uzağı aydınlatır, yakınlarda karartır. (mum dibini aydınlatmaz).

العَالِمُ كَالشَّمْعَةِ المُنِيرَةِ، تُنِيرُ البَعِيدَ وَتُظَلِّلُ القَرِيبَ.  (مثَل أجنَبي).

16- Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi…. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Kanuni Sultan Süleyman.

لاَ شَيءَ يَسْتحِقُّ إعْتِبَارُهُ عِنْدَ النَّاسِ مِثْلَ التَّمَتُعِ بِخَيْرَاتِ الدَّوْلَةِ....وَلَكِنْ لاَ تَتُمُّ السَّعَادَةُ فِي الدُّنِيَا مِثَلَ تَنَفُسِّنَا مِنْ أجْلِ الصِّحَّةِ. لِلشَاعِر السُّلطَان مُحَمَّد الفَاتِح.

 

17- Hapı yuttu.

فِي مَثَل عَرَبي يَشبَهُ التُّركِي (إِبْتَلَعَ الطُّعْمَ).

18- Damdan düşenin halini, damdan düşen  bilir. Bende diyorum ki: (Hastanın halinden, Ancak hasta bilir).

الوَاقِعُ مِنَ السُّلَّمِ يَعْرِفُ مِنْ حَالِ الَّذِي وَقَعَ مِنَ السُّلَّمِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. وَأَنَا أَقُول: (لاَيَعْرِفُ مِن حَالِ المَرِيضِ إلاَّ المَرِيض).

19- Bir musibet bin nasihatten iyidir

مُصِيبَةٌ وَاحِدَةٌ أَفْضَلُ مِنْ أَلفِ نَصِيحَةٍ. (مَثَلٌ تُركِي).

20- Küçük bir mumu yakıp aydınlatmanız; ömrünü karanlığa lanet okuyarak harcamaktan daha hayırlıdır.

أنْ تُضِيءَ شَمْعَةً صَغِيرَةً خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تُنْفِقً عُمْرُكَ تَلْعَنُ الظَّلاَمَ. (مَثَلٌ أجنبي).

21- Çok istersiniz istediğiniz azı elde edersiniz.

أُطلُبْ الكثِيرَ لِتَحْصُلَ عَلَى القَلِيلِ. (مِن أَقْوَالِ الاسْتِعْمَار).

 

والله الموفق

نظام الدين إبراهيم أوغلو

 

       Geri
 

Web Siteme Hoş Geldiniz!

اهلاً وسهلاً لزيارتكم موقعنا

 

Copyright ©2006
Nizamettin İBRAHİMOĞLU